İki yıl önce Türkiye’nin gündemine oturan ve ülkeyi yasa boğan Narin Güran vakası, hem hukuki hem de toplumsal anlamda derin etkiler bıraktı. Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde kaybolduktan 19 gün sonra dere yatağında cesedi bulunan 8 yaşındaki kızın ölümü, ailesi ve toplumda büyük bir travma yarattı. Olayın ardından gerçekleşen davada, ailesinden üç kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılırken, olay yerinden cesedi taşıyan komşu hakkında da 17 yıl hapis kararı verildi. Bu kararlar, suçun karmaşık ve acı gerçeklerinin halk nezdinde geniş yankı uyandırmasına neden oldu.
Olayın detaylarına göre, 21 Ağustos 2024 tarihinde kayıp başvurusunun yapıldığı gün, Narin’in cesedi dere yatağında, üzeri taşlarla kapatılmış bir çuval içinde bulundu. Otopsi raporları, Narin’in boğularak öldürüldüğünü ortaya koydu. Aile üyeleri, cesedi taşıdığı iddia edilen amca ve komşuları hakkında dava açıldı. Aileden üç kişiye ‘iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilirken, çuval ve cesedi taşıyan şahıs Nevzat Bahtiyar ise suç delillerini yok etme suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm edildi. Bahtiyar, ilk ifadesinde cesedi dereye taşıdığını itiraf ederken, suçlamaları reddetmiş ve sadece gizlediğini öne sürmüştü. Ancak Yargıtay, onun kasten öldürmeye yardım suçundan da yargılanmasına hükmetti ve ikinci yargılamada 17 yıl hapis cezası verdi.
Olayın ardından toplumda ve ailesinde derin sarsıntılar yaşanırken, baba Arif Güran yaptığı açıklamada, kızının hakkını alamamış olmanın acısıyla birlikte adaletin tecellisini istediklerini belirtti. Güran, “Rabb’im kızımın hakkını bırakmasın. Bu olay hem bizim ailemizi hem de ülkeyi derinden sarstı. Bir yıldan fazla zamandır adalet özlemimiz devam ediyor ve bu davanın yeniden şeffaf bir şekilde görülmesini istiyoruz,” şeklinde konuştu. Ayrıca, aile üyeleri ve toplumun genelinde ‘Reyting uğruna ailemizin yok edildiği’ yönündeki tepkiler yükseliyor; yetkililere seslerini duyurma çağrısında bulunuyorlar. Güran, “Oğullarımızın ve gençlerin geleceği elden gidiyor. Bu acı hikâyeyi unutmamalı ve adaletin tesisi için herkes elini taşın altına koymalı,” diyerek adaletin sağlanmasını talep etti.
